Varis Tedavisi Yapan Hastaneler

Merhaba arkadaşlar daha önce de belirttiğim gibi bacaklarda damar genişlemesi (varis hastalığı) en sık görülen damarsal hastalıkların başında gelmektedir. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye ve dünyada milyonlarca varis hastası bulunmaktadır. Kadın ve erkek ayrımı olmaksızın ergenlik dönemi başlayan risk yaşın ilerlemesi ile birlikte katlanarak devam etmektedir. Özellikle 50 yaş üstü insanlarda daha fazla görülür. Bunun nedeni dokuların yıpranması ve zayıflamasıdır. Bu konuda detayları varis nedenleri başlığında göreceğiz. Şimdi dilerseniz ilk olarak varis hastalarının hangi doktor ya bölüme müracaat etmesi gerektiğini görelim.

Kalp ve damar cerrahisi uzmanı

Varise Hangi Bölüm Bakar?

Birçok insan randevu alırken dâhiliye yani iç hastalıkları uzmanlarını tercih etmektedir. Tamam, dâhiliye uzmanlarının hastalığın teşhisinde bilgileri olabilir. Ama tedavide bilgileri olmadığı gibi gerekli teknolojik alt yapıları yoktur. Bu nedenle sadece teşhis imkânı sağlarlar. Birçoğu olması gerektiği gibi kalp ve damar cerrahisi uzmanlarına yönlendirirken birçoğu ise işe yaramayacağını bildiği halde ilaç ya da varis çorabı reçete ederek hastayı geri göndermektedir.

Doğru Seçim Kalp ve Damar Cerrahisi Olmalıdır: Evet, arkadaşlar varis hastalığının teşhis ve tedavisinde en yetkili uzmanlık alanın başlıkta da belirtildiği gibi kalp ve damar cerrahisi uzmanları olmaktadır. Türkiye’de çok yaygın olmamakla birlikte Avrupa’da ayrıca kalp ve damar cerrahinin alt dalı olan Fleboloji bulunmaktadır. Flebologlar sadece varis hastalığının teşhis ve tedavisi ile ilgilenmektedir. Bu nedenle mümkün mertebe bu alanda uzmanlaşmış hekimlere muayene olmalısınız. Şunu unutmamalısınız ki ilaçla, kremle ya da varis çorabı ile hastalıktan kurtulma imkânınız yoktur. İlaç ve varis çorabının etkisi kısmen şikâyetlerin azaltılması yönündedir.

İstanbul’da Varis Tedavisi Yapan Hastaneler Hangileri?

Türkiye’nin metropol kenti İstanbul’da eminim tüm hastaneler varis tedavisi yapıyordur. Tabii ki teknolojisi ve uzman sayısına göre ameliyat ve ameliyatsız tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Benim önerim daha avantajlı olan ameliyatsız varis tedavilerini seçmeniz yönünde olacaktır. Bu kapsamda sizlerle birkaç doktor ismi paylaşmak istiyorum.

Op. Dr. Orhan COŞKUN

İstanbul’un Avrupa yakasında yaşayanlar için Dr. Orhan Coşkun tavsiye edilen isimlerden biridir. Bakırköy PTT karşısında bulunan kendi muayenehanesinde hasta kabulüne devam etmektedir. Tüm hastaları için ücretsiz muayene imkânı sağlamaktadır. Daha fazla bilgi ve randevu almak için aşağıda yer alan telefon numarasından ulaşabilirsiniz.

0212 572 72 65

Prof. Dr. Hasan Berat CİHAN

Anadolu yakasında başarılı bir kalp ve damar cerrahisi arıyorsanız size tavsiyemiz Prof. Dr. Hasan Berat CİHAN olacaktır. Emekli olduktan sonra Kadıköy’de kendi muayenehanesinde hasta kabulüne devam etmektedir.

0216 357 00 02

Doç. Dr. Onur GÜRER

İstanbul’da varis tedavisi yapan doktor olarak aktaracağımız son isim Doç. Dr. Onur GÜRER olmaktadır. Avrupa yakasında yaşayanlar için Şişli’de kendi muayenehanesinde hasta kabulüne devam etmektedir. Gerek Orhan, gerekse Hasan Bey gibi ücretsiz muayene imkânı sağlamaktadır.

0212 246 10 04

VARİS NEDİR?

Şimdi dilerseniz ilk olarak hastalığın yapısını tanıyarak, nedenleri, belirtileri, teşhis ve tedavisi ile devam edelim. Geniş kapsamlı bir konu olacağı için haliyle uzun olacaktır. İnşallah sıkılmadan okuyacağınızı düşünüyorum. Evet, arkadaşlar varis ya da halk arasındaki tabiri ile damar genişlemesi iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar toplardamar genişlemesi tehlikeli diğeri kılcal damar genişlemesi ise estetik sorun olarak görülür. Şimdi bu iki sorunu farklı başlıklarda ele alalım.

Toplardamar Genişlemesi (Asıl Varis Hastalığı) Evet, başlıkta da belirtildiği gibi asıl tehlikeli olan, önlem alınması gereken ya da geç kalınmadan tedavi edilmesi gereken, toplardamarlarda görülen genişlemedir. Toplardamar içerisinde yer alan kapakçıkların bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Tedavi edilmemesi halinde ağrı, kramp, damarlarda şişlik, ödem, kaşıntı, kanama ve varis ülseri dediğimiz iyileşmesi zor yaralara neden olur. Normalde 2-3 mm olan sağlıklı toplardamarlar kapakçıkların bozulması ile birlikte kirli kanın damarlarda beklemesine bağlı olarak 2-3 cm yani başparmak kalınlığına ulaşabilmektedir.

Kılcal Damar Genişlemesi (Estetik Sorun Olarak Kabul Görür) Varis denince insanlar toplardamar ve kılcal damar genişlemesini her ikisini de aynı gruba dâhil etmektedir. Bu yanlış bir uygulama olacaktır. Tamam, benzer olmalarına benzer ama yapı ve tehlike olarak farklıdır. Örnek vermek gerekirse kılcal damar genişlemesi tehlikesizdir. Estetik açıdan kötü görünüm yanı sıra sızlama ve hafif bir ağrı ortaya çıkabilir. Bunun dışında herhangi bir soruna neden olmazlar. Görüldüğü yer sadece bacaklarla sınırlı kalmayıp aynı zamanda yüz bölgesinde de görülür. Kıl kadar ince olması nedeniyle kılcal damar olarak tarif edilmektedir. Sağlıklı kılcal damarlar 1 mm iken genişlemesi halinde maksimim 3-4 mm olabilmektedir. Estetik sorun olması nedeniyle yüz bölgesindeki kılcalların tedavisi SGK kapsamında değildir. Özel sağlık merkezlerinde tedavi olmanız halinde ücretin tümünü sizin ödemeniz gerekir.

NEDEN OLUR?

Evet, arkadaşlar hastalığı 2 gruba ayırarak yapılarını ve neden olduğu şikâyetlerini anlamaya çalıştık, şimdi ise damarların neden genişlediğini aktarmak istiyorum. Yine aynı şekilde toplardamar ve kılcal damar şeklinde ayrım yaparak nedenlerini görelim. İlk olarak toplardamarlarda ki genişlemenin nedenlerine bakmak istiyorum.

Toplardamar Kapakçıklarının Bozulması Varise Neden Oluyor: Yazının geri kalan kısmında da belirttiğim gibi sorunun başlangıç noktası toplardamarlarda 5-10 cm aralıklarla bulunan kapakçıkların bozulması ile başlamaktadır.

Toplardamar Kapakçıkları Nedir, Ne İşe Yarar? Hepimizin yakından bildiği gibi vücudumuzda kan dolaşımını sağlayan 2 ana damar yapısı bulunmaktadır. Bunlar atardamar ve toplardamar olarak ayrılır. Kılcal damarlar ise bu iki damar arasında bağlantı yani köprü vazifesi görmektedir. Atardamar temiz kalbi vücuda taşırken görevi yukarıdan yani kalp seviyesinden aşağı yönde olmaktadır. Tabii ki bu şekilde daha kolay bir dağıtım olur. Toplardamar ise dokuların kullandığı ve oksijen yönünden fakir olan kirli kanı kalp ve akciğerlere geri taşımaktadır. Toplardamarın görevi ise aşağıdan yukarı yönlü olmaktadır. Yerçekiminin de etkisi ile görevi hayli zordur.

Mesela bir bidona 1,5 metre uzunluğunda hortum sokun ve bidon içerisindeki suyun yukarı çıkmasını sağlayın. Herhangi bir cihaz kullanmadan mümkün olmadığını göreceksiniz. Fakat insan vücudu öylesine mükemmel yaratılmış ki kirli kan düzenli bir şekilde bacaklardan kalp ve akciğere kadar sorunsuz bir şekilde çıkmaktadır.

Tabii ki yerçekiminde etkisi ile bu çok kolay bir şey değildir. Kirli kan sürekli geri kalmak ya da diz altı seviyesinde beklemek isteyecektir. İşte bunu önlemek için biri yaratan Allah toplardamar içerisine 5-10 cm aralıklarla kapakçıklar yerleştirmiştir. Bu kapakçıklar tek yönlü açılarak kirli kanı geri kaçırmamakla birlikte aynı zamanda yukarıya doğru ittirme yeteneği bulunmaktadır. İnsan yürümeye başladığında kapakçıkların görev yapması daha kolay hale gelmektedir. Bu nedenle insanların günlük 30-60 dakika yürüyüş yapması önerilmektedir. Çünkü yürüyüş vücudumuzdaki kasların düzenli çalışmasını sağlar. Bu kapakçıkların bozulması maalesef varis hastalığına neden olur.

TOPLARDAMAR KAPAKÇIKLARI NEDEN ve NASIL BOZULUR?

Yukarıda toplardamar kapakçıklarının yapısı ve işleyişi hakkında bilgi vermeye çalıştım. Şimdi ise kapakçıkların bozulmasına neden olan faktörlere bakmak istiyorum. Kapakçıkların bozulmasında en önemli etken damar içerisinde oluşan aşırı basınçtır. Bunun dışında ise ilerleyen yaşlarda gerek damar duvarları gerekse kapakçıkların elastik ve sağlamlıklarının azalmasıdır. Şimdi dilerseniz varis hastalığına neden olan etkenleri başlıklar halinde görelim.

Uzun Süre Ayakta Durmak, Çalışmak: Toplum olarak çok çalışkan bir milletiz. Lise öğrenimi zorunlu olmadan önce çocukların çok küçük yaşta işe başladığını söyleyebilirim. Birçok sektörde çalışma koşulları genelde 8-12 saat ve ayakta olmaktadır. Örnek bir tornacı düşünün bulunduğu alanda 8-12 saat dikilmektedir. İşte bu çok tehlikeli bir durumdur. Çünkü hareket etmeyi durma noktasına getiriyor. Ama bir temizlik görevlisi düşünelim. Geniş bir çalışma alanı oradan, oraya gidiyor. Tornacı ile temizlik yapan arkadaşımız arasında fark vardır. Tamam, her ikisi de ayakta çalışmasına karşın temizlik görevlisi arkadaşımız hareket ederek damarlarda oluşan basıncı yok etmektedir.

Tornacı arkadaş da riski azaltmak için mutlaka 30-60 dakika aralıklarla torna tezgâhının yanından ayrılarak 2-3 dakika bile olsa yürüyüş yapması gerekir. Kısa süreli bu yürüyüş damarlarda oluşan basıncın dağılmasına neden olacaktır. Bu sadece tornacılar için geçerli değil. Benzer tüm meslekler için geçerlidir.

Uzun Süre Oturmak, Oturarak Çalışmak: Masa başı çalışan arkadaşlarımız içinde varis riski bulunuyor. Tamam, ben ayakta çalışmıyorum, sorun yok diyemezsiniz. Sizdeki ise hareketsizliğe bağlı damarlarda basınç oluşmasıdır. İnsanlar uzun bir süre oturduğunda kan akışı neredeyse durma noktasına gelir. Tabii ki bu da risk almanıza neden olur. Sürekli oturmak yerine saate bir kalkarak 2-3 dakika yürümek gerekir. Hem de ortopedik rahatsızlıklardan korunmanızı sağlar.

Genetik: Birçok hastalık aileden gelmektedir. Mesela saç dökülmesi tiplerinde erkek tipi dediğimiz androgenetik aileden çocuklara geçmektedir. Babası kel olan bir çocuğun %95 kel olması beklenir. Aynı şekilde anne ya da babasında varis olan bir çocuk anne ya da babasında olmayana göre daha risklidir. Bu nedenle mutlaka anneniz ve babanızla varis hastalığı üzerine sohbet ederek şimdi ya da daha önce varis hastalığı olup, olmadığına dair bilgi alınız. En azından daha fazla korunma önlemi almanız için gereklidir. Korunma önlemleri ile riski %50 oranında azaltırsınız.

Gebelik: Kadınlarda varis hastalığı erkeklere göre biraz daha fazla olduğu söylenebilir. Bunun nedeni anne adaylarında hamilelik esnasında oluşan varislerdir. Bu süreçte vücudumuz olağanüstü uygulamaları devreye sokmaktadır. Mesela bebeğin gelişmesi için annenin kan seviyesi yükselir. Bu durum iyi bir şey olmasına karşın varise neden olabilmektedir. Aynı şekilde bu süreçte ortaya çıkan hormonal dalgalanmalar da yine damarlarda genişlemeye neden olur. Gebelik sürecinde ortaya çıkan varisler sadece bacaklarla sınırlı kalmadan aynı zamanda vajinal bölgede de görülmektedir. Güzel bir yönü gebelik esnasında ortaya çıkan varislerin büyük bir bölümü doğum sonrası 2-3 ay içerisinde kendiliğinden geçebilmektedir. Geçmemesi halinde kalıcı olmuş ve tedavi gerektiriyor demektir.

Yaş: Yukarıda da belirttiğim gibi insanlar yaşlandıkça hücrelerin ölümü sıklaşır ve yenilenmesi durma noktasına gelir. Aynı şekilde dokulardaki zayıflama daha kolay bozulmasına neden olur. 50 Yaş üzeri insanları toplardamar kapakçıkları daha da zayıfladığı için bozulması daha kolay olmaktadır. Özellikle ileri yaştaki insanlar daha fazla hareketli ve günlük yürüyüşler yapması gerekir.

Kabızlık (Ikınma): Çok fazla karşılaşmayacağınız başlık diyebilirim. Kabızlık ile ne alakası var diyebilirsiniz. Türkiye’de milyonlarca insan düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam ve strese bağlı olarak kabızlık problemi yaşamaktadır. Ciddi bir hastalık olmasına karşın maalesef çok fazla ciddiye aldığımız söylenemez. Kabızlık problemini aşmak için yaptığımız tek şey uzun süre tuvalette zaman geçirerek ıkınmaya çalışmaktır. Bu kesinlikle hatalı bir durumdur. Çünkü nefesinizi tutarak ıkınma damarlarda inanılmaz basınca neden olur. Hemoroid (basur) hastalığının ortaya çıkışı bu ıkınmalara bağlıdır. Makat bölgesinde bulunan toplardamar aşırı basınca dayanamayarak genişler. Bunun dışında anal hematom dediğimiz (makatta pıhtı toplanması) yine ıkınmaya bağlı basınç sonucu oluşur. Aşırı basınç ile birlikte makat bölgesinde bulunan ince damarlar patlayarak cilt altına kanama ve sonrasında o kanın pıhtılaşması sonucu yaklaşık 1 ay sürecek makat ağrısı oluşur. Özetlemek gerekirse ya kabızlık problemini önleyin ya da dışkılama esnasında ıkınmamaya çalışın. Her ikisi de tehlikeli olduğunu belirtmek istiyorum.

VARİS BELİRTİLERİ NELERDİR, NASIL ANLAŞILIR?

Evet, arkadaşlar varis hastalığına neden olan etkenleri de gördükten sonra şimdi ise hastalığı nasıl anlayacağımıza dair belirtilere bakmak istiyorum. Birçok hastalık ilk andan itibaren ortaya koyduğu şikâyetlerle fark edilirken birçoğu ise maalesef buna varis de dâhil olmak üzere ilk başlarda herhangi bir şikâyet ve belirtisi olmaması nedeniyle çok geç fark edilmektedir. Bu nedenle muayenesi yapılan hastaların büyük bir bölümü ileri derece varis teşhisi konmaktadır. Şimdi dilerseniz varis hastalarında en sık görülen belirti ve şikâyetleri ele alalım.

Damarların Belirginleşmesi: Varis hastalığını erken süreçte anlamak için bacaklarınızda anormal damar görünümü olup, olmadığına bakmalısınız. Bacaklarımızdaki kılcal ya da toplardamarlar normal şartlarda çıplak gözle bakıldığında görülmez. Bir kadını örnek aldığınızda pürüzsüz bir bacağa sahiptir. Kılcal damarların oluşması halinde sanki örümcek ağına benzer kötü bir görüntü ortaya çıkmaktadır. Sorun toplardamar genişlemesi olması halinde ise kıvrımlı şişlikler görülür. Bu durum olmasına karşın halen ağrı, kramp, kaşıntı gibi şikâyetler daha başlamamış olabilir.

Ağrı: Damarların belirginleşmesi ile birlikte beklediğimi ağrı şikâyeti de çok fazla gecikmeden gelecektir. Varis ağrısını tarif etmek gerekirse özellikle günün ilerleyen saatlerinde ortaya çıkmaktadır. Sabah enerjik ve huzurlu bir şekilde uyanmanıza karşın öğlen sonra yorgunluk ve ağrı birlikte gelebilir. Hafif şiddette olan ağrı akşama doğru şiddetini artırmaktadır. Özellikle sıcak yaz aylarında, sıcak banyo ve hamam sonrası da sık görülür. Bu nedenle varis hastaları sıcak ortamlardan mümkün mertebe uzak durmalıdır.

Varis Ağrısı Olduğunu Nasıl Anlarız? Tabii ki bacaklardaki ağrının tek nedeni damarlardaki genişleme değildir. Bu nedenle ilk olarak küçük bir test yaparak ağrının nedenini anlamayız. Kirli kanın kalbe gitmemesi ve genleşmeye neden olması ağrıyı ortaya çıkarır. Kan akışına destek olduğunuzda ise ağrı çoğu zaman ilaç kullanmadan geçmektedir. Bunun için en önemli uygulamalardan biri bacaklarımızı kalp seviyesinden yukarıda tutmaktır. Yere ya da yatağa uzanın ve bacaklarınızın altına 2-3 tane yastık koyun. Yaşadığınız ağrı varislere bağlı ise 30 dakika içinde rahatlama ve ağrının geçtiğini görürsünüz. Aynı şekilde ılık ya da soğuk su ile duş alma, ağrı esnasında da yürüyüş yapma kan akışını düzenleyeceği için ağrı kendiliğinden geçecektir. Tabii ki hastalığın iyice ilerlemesi halinde bazen ilaçlar bile şikâyetleri hafifletmek için yeterli olmayabilir.

Kramp: Tam ağrıdan kurtuldunuz ve rahatlayarak derin bir uykuya daldınız. Bu seferde gecenin bir yarısı ansızın ortaya çıkan gece krampları ile yatakta kıvranmaya başlarsınız. Kramp kasların kontrolsüz bir şekilde kasılması ile oluşan bir problemdir. Birçok nedeni olmasına karşın varis hastalarında daha sık görülmektedir.

Kaşıntı: Normalde cilt problemi olmasına karşın varis hastalarında ki kaşıntı bu sefer kirli kanın damarlarda beklemesine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Öylesine tatlı bir kaşıntı olur ki bazı hastalar kaşıyarak kanamaya bile neden olur. Pruzon krem gibi ürünler kaşıntıyı önlemek için etkilidir. Fakat sürekli kaşıntıya neden olan hastalık var olmaya devam ettiği için kaşıntı kremleri kullanmak anlık çözüm olacaktır.

Cilt Hasarı: (Renk Değişimi, Sertleşme) Damarlar sağlıklı bir şekilde çalışmadığı için varisli bölgeler temiz kan ve içerisindeki hücrelerden çoğunlukla yoksun kalırlar. Bu durum ağrı, kramp gibi şikâyetler yanı sıra hücrelerin ölmesine ve kendi kendilerini yenilemekte zorlanmalarına neden olur. Hücreler yenilenemediği için varisli bölgede cilt sertleşir ve koyu renkte bir görünüm alır. Özellikle açık tenli insanlarda bu değişim kolaylıkla fark edilir.

Kanama: Hastalık ilerlemeye devam ettikçe şikâyetlerin düzeyi artmakla birlikte yeni şikâyetlerde ortaya çıkmaktadır. Artık ağrı ve gece kramplarına ek olarak bacaklarda ansızın kanamalar görülür. Bu kanama normal kanamalardan farklı olarak bazen durdurmak için acil müdahale ya da tampon uygulamak gerekir. Kanamanın nedeni genişleyen damarın artık daha fazla dayanamamasına bağlı olarak çatlamasıdır.

Bacak Yarası (Varis Ülseri) Kanamaların başlaması ile birlikte kendinizi varis ülseri dediğimiz iyileşmesi zor yaralara hazırlamanız gerekir. Çünkü siz yıllardır bu hastalık ile yaşadığınız görülmektedir. Çünkü varis ülseri şikâyetlerin son aşaması olup, bu durumda da önlem almadığınız ya da tedavi olmadığınızda maalesef bacakların gün gün çürüdüğünü görürsünüz. Öyle ki yürüyemez ve hatta yataktan bile kalkamaz hale gelirsiniz. Bu nedenle mutlaka tedavi olmanız gerektiğini unutmayınız.

VARİS NASIL GEÇER?

Evet, arkadaşlar yine önemli hususlardan birine daha gelmiş bulunuyoruz. Varis nasıl geçer? Bu soruyu genelde evde kendi kendine çözüm arayan hastalarımız sıkça sormaktadır. Hatta İnternet sitelerinde buldukları önerileri uygulamaktadır. Pekâlâ sonuç ne oluyor dersiniz? Hastalığın ilerlemesi dışında hiçbir etkisi olmayacağıdır. Çünkü varis hastalığını siz evde kendi kendinize geçiremezsiniz. Sorun bir defa ortaya çıktığı anda onun geri dönüşü (kendi kendine) iyileşmesi ya da sizin kullanacağınız ilaç, krem, varis çorabı gibi ürünlerle tedavisi mümkün değildir. Yapmanız gereken en mantıklı uygulama bu alanda uzman bir hekimden yardım almaktır. Hangi doktora ya da bölüme gidilmesi gerektiği yazının giriş kısmında belirtildi.

Muayene Nasıl Yapılır? Her hastalıkta teşhis farklı olabilir. Varis hastalarında daha da benzersiz olduğunu söylemeliyim. Hasta sedye üzerine çıkarak ayakta durması gerekir. Çünkü sorunlu damarlar bu şekilde daha belirgin hale gelmektedir. Muayene fiziki olduğu gibi Doppler, Ultrason eşliğinde yapılmaktadır. Doppler kullanma amacı damarlardaki genişlemenin hangi boyutta olduğu ve kapakçıklardan geri kaçışın olup, olmadığına bakmak içindir. Aşağıda yer alan videoda dilerseniz ilk olarak muayene işlemini görerek başlayalım. Devamında tedavilerinde nasıl yapıldığını göreceğiz.

Varis Tedavisi Nasıl Yapılır?

Muayene esnasında varis hastalığı teşhis edilmesi ve ilerleme durumu belirlenmesi ile birlikte mutlaka tedavi yöntemi belirlenmelidir. Uygulanacak tedavi sizin hizmet aldığınız sağlık merkezi ve doktor tecrübesine göre değişmektedir. Daha anlaşılır şekilde anlatmak gerekirse hizmet aldığınız yerin alt yapısına göre ameliyat ya da ameliyatsız tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Hangisini önersiniz? Diye soracak olursanız, tabii ki ameliyatsız yöntemler olmaktadır. Ameliyata göre birçok üstünlüğü bulunmaktadır. Fakat her sağlık merkezinde yeterli teknolojik alt yapı ve yeteri kadar kalp ve damar cerrahisi uzmanı olmadığı için ameliyatsız uygulamaları bulmak kısıtlıdır.

AMELİYATSIZ VARİS TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Özellikle 2000’li yıllarda hızla gelişen teknoloji sağlık alanında kendini daha fazla göstermektedir. Daha önce sadece ameliyatlar ile yapılan tedaviler günümüzde Lazer, RF (RadyoFrekans) ilaçla (Skleroterapi) ile 10 dakika gibi kısa sürede yapılmaktadır. Muayene esnasında hastalığın yapısına göre uygun tedavi yöntemi belirlenmektedir. Dilerseniz ameliyatsız tedavi olarak uygulanan yöntemlere birlikte bakalım.

Lazer (EVLA): Ameliyatsız tedavilerde uygulanan ilk yöntemlerden biri Lazer teknolojisidir. Cilt üzeri ve başlıkta da belirtildiği gibi EVLA (Endovönez Lazer Ablasyon) şeklinde 2 farklı yöntemi bulunmaktadır. Cilt üzerinden sadece kılcal damarlar tedavi edilirken Endovenöz Lazer Ablasyon ile tüm kalın varislerin tedavisi yapılmaktadır. Yapılışını kısaca özetlemek gerekirse, kesi yapmadan uygulanan bir tedavidir. Damara ulaşmak için kesi yerine iğne ile delerek ulaşılmaktadır. Açılan delikten sorunlu damar içerisine ince bir tel sokulmaktadır. Bunu Ultrason eşliğinde görerek yapmak gerekir. Sokulan telin ucunda yaklaşık 1cm’lik alana enerji vererek sorunlu damar tahrip edilmektedir. Aşağıda yer alan EVRFA konusunda nasıl yapıldığını görme imkânı bulacağız.

Radyo Frekans (EVRFA) Lazer teknolojisinde sistem elektrik enerjisini ısıya dönüştürürken RF (Radyo Frekans) uygulamasında ise radyo dalgalarına dönüştürmektedir. Yine aynı şekilde lazer de olduğu gibi cilt üzeri ve damar içinden uygulanan türleri bulunmaktadır. Cilt üzerinden yapılan tedaviler sadece kılcal damarlar da uygulanırken damar içinden yapılan EVRFA (Endovenöz Radyo Frekans Ablasyon) ile tüm varislerin tedavisinde 30 dakika da başarılı sonuç almanızı sağlar. Nasıl yapıldığını aşağıda yer alan videoda görebilirsiniz. Kalp ve damar cerrahisi uzmanı Op. Dr. Orhan Coşkun’a hazırladığı videodan dolayı teşekkür ediyoruz.

 

Köpük (Skleroterapi) Bilim adamları Lazer ve Radyofrekans tedavilerinde kullanılan cihazların pahalı olması nedeniyle farklı tedavi arayışlarına devam etmiş ve son 10 yıldır başarılı bir şekilde uygulanan köpük ve skleroterapi yöntemini geliştirdiler. İlaçlı tedavi olarak da bilinmektedir. Bunun nedeni tedavinin Aethoxysklerol adı verilen ilaçla yapılıyor olmasıdır. Tabii ki ilaç deyince evimizde kullandığımız ilaçlardan değildir. Bu ilaç doktor tarafından damara enjekte edilmesi şeklinde uygulanır. İlacı daha fazla varisin tedavisinde kullanmak istersek ilaç + hava karışımından köpük oluşturulmaktadır. Elde edilen köpük sorunlu damarlara enjekte edilerek anında yok olması sağlanır. Sorunlu damarlar çok çok ileri düzeyde ise ilacı saf halde enjekte etmek gerekir. Bu durumda ise tedavi yöntemi skleroterapi olarak bilinmektedir. Aşağıda yer alan videoda yine Dr. Orhan Coşkun hazırladığı video ile bizleri bilgilendirmeye devam ediyor.

Varis Ameliyatı: Yazının geri kalan kısmında da belirttiğim gibi en eski tedavi yöntemlerinden biri ameliyattır. Birçok uygulama türü bulunmaktadır. Fakat günümüz teknolojisi ile ters düşmektedir. Çünkü 10 dakika içinde tedavi olup hayatınıza kaldığınız yerden devam etmek varken, ameliyat olduğunuzda ise birkaç gün hastanede 20-45 gün ise evde istirahat ederek geçirmeniz gerekir. Çünkü tam olarak iyileşme süreci 6 ay sürebilmektedir. İyi de o zaman neden uygulanması devam ediyor? O halde diyebilirsiniz.

Özellikle kamu hastanelerinde ameliyat sık başvurulan yöntemdir. Bunun nedeni EVLA ya da EVRFA’da kullanılan cihazların pahalı olması, Skleroterapi’de kullanılan ilacın yine pahalı ve yurt dışından ithal ediliyor olması ile alakalıdır. Aynı şekilde her devlet hastanesinde kalp ve damar cerrahisi uzmanı bulmanız mümkün değildir. Bu nedenle ameliyat yaygındır. Ameliyatı ise genel cerrahi uzmanları yapmaktadır.

Pekâlâ Varis Ameliyatı Nasıl Yapılır? Burada amaç sorunlu damarı vücuttan ayırmaktır. Bunun için Striping Venoktomi sık kullanılan yöntemlerdendir. İlk olarak kasık bölgesinde oluşturulan kesi ile sorunlu damar tel sokulur. Bu tel ayak bileklerine kadar ilerletilir. Bilek kısmında yapılan kesi ile bu sefer tek dışarı çıkarılmakta ve sorunlu damar telin ucuna bağlanmaktadır. İlk sokulduğu noktadan tel geri çekilerek damar sıyrılmaktadır. Aşağıda yer alan videoda nasıl yapıldığı gösterilmektedir. Lütfen dikkat bu video yukarıdakiler kadar masum değildir. Özellikle küçük çocukların yanında izlemeyin.

 

TEDAVİ SONRASI TEKRARLAR MI?

Özellikle ameliyat ile tedavi edilen hastaların en çok şikâyet ettiği hususlardan biri tedavi oldum yine tekrarladı, aslında tedavi edilen hiçbir varis tekrarlamaz. Düşünsenize sorunlu damar çıkarılmış, iyi de çıkarılan damarda nasıl varis olsun ki? Sorunun kaynağı ameliyat ile sadece 4,1 mm üzeri kalın varislerin tedavi ediliyor oluşudur. Varis ilerledikçe çok yaygın bir hâl alır. Ameliyat olduğunuz damar dışında irili, ufaklı birçok varis bulunmaktadır. Bunlar ameliyat edilecek kadar kalın olmadıkları için o esnada müdahale edilmez. Tabii ki onlarda ilerlemeye ve sorun haline gelmeye devam edecektir. İşte hastalarımız bunu tekrarlama olarak algılanır.

Ameliyatsız Yöntemlerde Tüm Varisler Tedavi Edilir: Lazer, Radyofrekans ya da köpük ve skleroterapi ile yapılan tedavilerde ise 1 mm’den başparmak kalınlığına kadar tüm varisler aynı anda tedavi edilir. Yani tedavi sonrası sorun olacak kılcal damar bile bırakılmaz. Bu şekilde ilerleyen zamanda sorun olacak damar kalmaz.

VARİS TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Öncelikle ömür boyu varislerle yaşamanız mümkün değildir. Mutlaka tedavi olmanız gerektiğini bir kez daha aktarmak istiyorum. Evet, ilk başlarda herhangi bir şikâyet olmaması nedeniyle pek fazla ciddiye alınmaz, ama ilerleyen süreçte ağrı, kramp, kaşıntı, kanama ve yaralar oluşmaktadır.

Varis Ülseri Hayatı Çekilmez Hale Getirir: Bu hastalık tedavi edilmemesi halinde önce küçük yaralar, sonrasında cildin çürüyerek kemiklerin meydana çıkması gündeme gelir. Yani görüntüsü bile insanı korkutmak için yeterlidir. Aşağıda yer alan görselden ne demek istediğimi daha net anlarsınız.

 

Evet, arkadaşlar uzun bir yazı oldu ama hastaların çok işine yarayacağını düşündüğüm detayları aktarmaya çalıştım. Merak ettiğiniz sorunun cevabını bulamadıysanız özür dilerim. Ama bize bir şans daha verirseniz hatamızı telafi edebiliriz. Aşağıda yer alan soru ve yorum formundan merak ettiğiniz hususlar ilgili soruyu iletebilirsiniz. Kalp ve damar cerrahisi alanında uzman isimler size bu sayfada yanıt verecektir. Tüm hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Dilerseniz varis hastalığı, teşhis ve tedavisi ile ilgili olarak aşağıda yer alan bağlantılardan da faydalanabilirsiniz.

https://www.ideaklinik.com/varis-nedir-neden-olur.html

https://www.varishastalari.com

http://www.varisistanbul.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2017